oluşumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oluşumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2014 Çarşamba

Adanada Gezilecek yerler

ADANA’DA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

Adana’nın geleneksel açıdan çok turistik bir şehir olduğunu söylemek yanlış olur. Tarım, iş ve sanayi kenti olan bu Adana’nın yabancı misafirleri genelde ticari amaçlarla gelen iş insanları ya da transfer yolculardır. Ancak ciddi bir gastronomi turizmi de özellikle ülkemizde uçuşların kolaylaşması ve büyük şehirlerdeki lezzetleri kaybolması ile gelişmektedir. Ayrıca Adana, sağlık turizmi açısından da bölgesinde lider olmakla birlikte ülkemizin yüz akıdır. Özellikle belirtelim ki Adana’nın tarihi yapısı tam bir ‘gerçeklik’ barındırır, neredeyse Ege illeri kadar çok sayıda antik kente toprak sahipliği yapan bu Çukurova kenti yılların tarihi birikimi ve zengin toprakları ile, Adana’da görülecek tarihi ve kültürel birçok eseri barındırıyor. Adana gezisi, yavaş yavaş yapılacak, sindirilecek, doya doya yenilen yemeklerin eşlik edeceği bir yolculuk.

Adana Şehir İçinde Gezilecek Yerler

Adana Taş Köprü: Adana’nın sembol yapısı Taş Köprü taaa Roma döneminde yapılmış, günümüzde Seyhan ve Yüreğir merkez ilçelerini birbirine bağlayan tarihi bir yapıdır. Birkaç sene öncesine kadar araç trafiğine de açık olan yapı bu özelliğiyle Dünya’nın araç trafiğine açık en eski köprüsüdür. 21 gözlü inşa edilen köprünün kara kısmı dolgularla küçülerek bugün 14 gözlü olarak ayaklı tarih olarak şehrin tam ortasında heybetiyle dikilmektedir.
Adana Taş Köprü
Adana Ulu Cami: (Ramazanoğlulları Cami): Adana’nın sembol yapılarındandır. Tarih dersleri boyunca anlatılan beylikler var ya, hah onlardan Ramazanoğulları döneminde; 1541’te tamamlanmış tarihi bir yapıdır. Mimarisi Selçuk ve Memluk tarzını taşır. Merkez Camii’den önce Adana’nın en büyük camisidir.
Adana Ulu Cami
Adana Merkez Sabancı Camii: Seyhan Nehri’nin hemen kıyısında, aynı isimli Adana Merkez Park’ın yanında camii Türkiye’nin ve Orta Doğu’nun en büyük camisidir. 99 metre yükseklikteki 6 minaresi ile etkileyici bir eserdir. Hakkında detaylı bilgi yazımız ileride eklenecek.
Sabancı Merkez Cami
Adana Arkeoloji Müzesi: Tarih boyu defalarca kez taşınmış olup, şu an şehrin merkezinde Reşatbey’de ziyarete açıktır. Çukurova bölgesindeki arkeolojik kazılardan çıkan eserler sergilenir. Giriş 5 TL olup müze kart geçerlidir, ancak 2014 itibariyle geçici olarak ziyarete kapalıdır.
Adana Merkez Park: Sabancı Merkez Camii ile birlikte nehrin kenarında yer alan devasa alan gerçekten botanik bir nefes alanıdır. Oldukça geniş çim alanda, çeşitli ağaçlar ve doğanın huzuru Avrupai merkez kent park kültürünün önemli bir örneğidir.
Adana Merkez Park
Tarihi Kazancılar Çarşısı: Büyük Saat’in yanında yer alan tarihi çarşı, geleneksel Anadolu kapalıçarşı örneklerinin eskilerinden biridir. Bakırcıların ve kazancıların çarşısı olsa da günümüzde gündelik ihtiyaçlara yönelik her türlü dükkan bulunur.
Büyük Saat: 32 metre uzunluğu ile Türkiye’nin en büyük saat kulesidir. 1881’de inşasına başlanıp 1 yılda hizmete açılmıştır. Malum o dönem saat kuleleri modernleşmenin sembolüdür. Kendisinden 5 sene sonra inşa edilen ülkemizin en büyük ikinci saat kulesi Dolmabahçe Saat Kulesi’nden (27 metre) 5 metre daha uzundur. Şehrin çarşı bölümünde yer alır. Belediyenin armasında yer alan kule budur.
Büyük Saat
Adana Çarşı Hamamı: Büyük saatin karşısındaki hamamın önü dükkanlarla kapatılmıştır. Yine Ramazanoğulları döneminden kalan haman 1529’dan beri açıktır. Şuanda da yarım gün kadınlara, yarım gün erkeklere hizmet veren özel işletmedir.
Adana Etnografya Müzesi: Çukurova’nın yerlileri ve Toroslar’ın yerlileri sayabileceğimiz yörüklere yönelik tarihi eşyaları barındıran müze 1983’te açılmış, şehir merkezi Kuruköprü Mahallesi’ndedir. Bizi içindekilerden ziyade 1845’te inşa edilmiş bir kilise olan binası etkiler. Giriş ücretsizdir.
Adana Etnografya Müzesi
Misis Mozaik Müzesi: Adana Arkeoloji Müzesi’ne bağlı olarak hizmet veren, sadece meraklısına yönelik içerik bulunduran, Antik Misis döneminden kalma mozaiklerin sergilendiği bir müzedir.  Önceliğiniz olmasın deriz. Giriş ücretsizdir.
Çoban Dede parkı ve Çoban Dede Türbesi: Şehrin tarihinde yer edinmiş Karslı köyü’nün önde gelenlerinden Çoban Dede’nin türbesi nedeniyle gündüz ibadete, doğal yapısı ve nehir manzarası sebebiyle de gece akşamcılara hizmet veren multikültürel bu bölge Seyhan Nehri’nin kıyısında bir tepededir… Önceliğiniz olmasın ancak vakit çoksa gidilebilir.
Çoban Dede Türbesi
Hasan Ağa Camii: Adana’daki tek Osmanlı mimarisi eseri camidir. 1558 yılında çivi kullanmadan yapılmış olması özelliğiyle turistik değeri vardır. Sade, alçak katlı, tek şerefeli bir minareye sahiptir.
Seyhan Barajı, Baraj Gölü: Akdeniz’e dökülen en büyük akarsu olan Seyhan Nehri, Adana il merkezine de yıllar boyu katkı sağlamış durumda. Bu doğal güzellik, zamanında taşkınları önlemek için bir barajla ve aynı baraj üzerindeki güzellikleriyle de yerel halka serinleme fırsatı sunuyor. Siz de Adanalılar gibi nehir kıyısında yürüyüş yapabilir, atıştırabilir ve keyif çatabilirsiniz.
Seyhan Baraj Gölü -2
Eski Baraj ve Regülatör Köprü: Adana yeme içme notlarımızda bulunan birçok basit lezzeti keşfedebileceğiniz baraj gölü kıyısı ve eski bagaj, aynı zamanda Seyhan regülatör köprüsü ile kıyı şeridi ile de gezinmek için birebir. Sokak tezgahlarından bici bici, şalgam suyu v.s. için iyi bir noktadır.
Regülatör Köprü -2
Adana Atatürk Evi Müzesi: 1923’te Ata’nın kenti ziyaretinde konuk olduğu ev, 1981’de doğumunun yüzüncü yılında müze olarak hizmete açılmıştır. İçeriği kadar 19.yy tipik Adana evlerinin korunmuş önemli bir örneği olan binada çeşitli odalar ziyarete açıktır. Merkez Yüreğir ilçesi Seyhan Caddesi’ndedir. Kültür Bakanlığı’na bağlı olup giriş ücretsizdir.
Adana Atatürk Evi
Dilberler Sekisi: Yeni Adana Projeleri kapsamında Seyhan Nehri kıyısında yapılmış sekidir. Yürüyüş ve bisiklet yoluyla birlikte var olan göl ve nehir manzaralı kafe ile hizmet verir. Dinlence, spor ve mesire alanıdır.

Adana Civarında Gezilecek Yerler

Anavarza Kalesi ve Antik Kenti: Merkezden 70 km. kadar mesafede Kozan ilçesinin Ceyhan ilçe sınırında antik dönemden kalan Anavarza Kenti’nde ne yazık ki günümüzde neredeyse hiçbir şey ayakta değildir. Klikya’nın bu önemli eserinden sadece hamam, kilise, devasa sur ve sütunlu yol şuan yaşıyor olmakla birlikte, kentin zirvesindeki kale oldukça sağlam bir şekilde ayaktadır. Kültür Bakanlığı’na bağlı Anavarza Ören Yeri’nin girişi ücretsizdir.
Anavarza
Misis Antik Kenti: Ceyhan Nehri kıyısında tarihi İpek Yolu’nun bir parçası olarak kalan bölge tarih boyu on beşten fazla medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bir yapının mozaik taban döşemeleri, akropol surları, hamam, su kemerleri ve 9 gözlü bir taş köprü hâlâ yaşatabildiğimiz kalıntılar olarak ülkemizin topraklarını beslemektedir ve Adana’nın şehir dışında görülecek yerleri listesinin başında yer alır.
Şahmeran Kalesi: (Yılankale) (Yılanlıkale): Adana il sınırları içinde kalan yapı şehir merkezinden biraz uzaktadır. Çukurova’nın ender yükseltilerinden birine konumlanmış olup, tarih boyu İpek Yoluna bekçilik yapmış olan bu eser, ziyaretçilerine tarihi bir yolculuk sunuyor. 12. yy’dan kalan yapının resmi adı Yılankale olmakla beraber biz Adanalılar Şahmeran deriz niyeyse.
Şar Antik Kenti: Uzak Tufanbeyli İlçesi’nin kuzeyinde Kayseri sınırlarına çok çok yakın alanda Hitit, Roma ve Bizans eserleri yer alır. Günümüze ayakta kalabilmiş eserlerin çoğu Roma dönemine aittir. Giriş ücretsiz olup, bizim hiç gitmemiş olduğumuzu belirtelim.
Şar Antik Kenti
Ayaş Antik Kenti: Adana’nın aynı zamanda bir Akdeniz şehri olduğunun ve denize kıyısının olduğunu gösterircesine (Haritadan bakınca herkes Adana’yı deniz kıyısında sanar, oysa ki il merkezi denize bayağı mesafelidir) kıyı ilçemiz Yumurtalık’ta yer alan şirin liman kasabası ve tarihi kalıntıların yerleşimi. MÖ 4’ün sonlarında MÖ 3’e yakın yapılan savaşta Büyük İskender’in, Pers İmparatoru Dara’yı yenmesinin ardına yerleşen Makedon komutanlar tarafından inşa edilmiş bir liman kenttir. Vakti olanların gitmesini öneririz.
Varda Köprüsü: Batı tarafında Karaisalı ilçesinde yer alan bu muazzam demir yolu köprüsü 99 metre yüksekliğinde ve 200 metre uzunluğundadır, 1912’de Almanlar tarafından inşa edilmiştir. Sadece yapıyı görmek için bile giden gezginler bulunmaktadır. İlçe, konuklarına köprü ile birlikte Kapıkaya Kanyonu’nun doğal güzelliklerini de vadeder.
Varda Köprüsü
Feke Kalesi: Feke ilçesindeki bu tarihi kale de İpek Yolu’nun bir başka korucusudur. 12. yüzyıldan kalma kalenin kendi kadar, manzarası etkileyicidir. İçindeki bahçesi ve havuzu günümüze kadar yaşamayı başarmıştır. Feke Adana’ya 125 km. kadar mesafededir.
Feke Kalesi

Adana’ya Komşu Gezilecek Şehirler

Kesinlikle Hatay ve Mersin, Mersin sahil şeridi ile birlikte ilk akla gelen önemli zenginliklerden. Ayrıca fırsatı, vakti olanlara Adana’nın komşu illerini de sayalım: Kahramanmaraş, Niğde, Osmaniye ve Kayseri.

Kaynak. "Kesfetsene"

22 Kasım 2014 Cumartesi

Kizilcahamam Hakkinda Tarihcesi


Kızılcahamam, 

Ankara ilinin kuzeyinde yer alan bir ilçesidir. E5 Ankara-İstanbul Devlet Karayolu üzerindedir. Ankara ve İstanbul yönlerinden ulaşım çift yönlü olduğundan çok rahattır.
Kızılcahamam, ÇubukKazanAyaşGüdülÇamlıdere ilçeleri ile Bolu ve Çankırı illeri arasında kalır. Dağlık ve ormanlık bir ilçe olan Kızılcahamam, 1712 kilometrekarelik bir alanı kaplar. İç Anadolu ile Karadeniz arasında geçişi sağlar. Köroğlu Dağları ilçenin en önemli dağı, Sakarya Irmağı'nın kollarından biri olan Kirmir Çayı da ilçedeki en önemli akarsudur. Ankara'ya içme suyu sağlayan Kurtboğazı, Eğrekkaya ve Akyar Barajları Kızılcahamam Belediyesi sınırları içerisinde kalır. İlçe merkezinde yeteri miktarda düzlük alan bulunmadığından dolayı çok sıkışık bir yerleşim mevcuttur. Buna rağmen İlçe merkezleri dağ yamaçlarına doğru sürekli genişleme eğilimindedir. Roma döneminden beri kullanıldığı bilinen Kızılcahamam kaplıcaları Türkiye çapında ün kazanmıştır. Kızılcahamam genellikle Soğuksu Milli Parkı, kaplıcaları, otelleri, maden suları, tarihi yerleri ve festivalleri ile tanınır. Şifa merkezidir. Termal suları pek çok hastalığa iyi gelmektedir. Ankara'ya yakınlığı nedeniyle özellikle hafta sonları çok sayıda günübirlikçi turist ağırlar. İlçe içindeki çok sayıdaki lokantalar Ankara'dan gelen misafirlere ve kaplıca ziyaretçilerine hizmet verir. Pazar günleri kurulan köylü pazarlarında civar köylerden gelen köylüler, getirdikleri yöresel ve doğal ürünlerini pazarlarlar. Son yıllarda yapılan büyük oteller kongre ve toplantılara ev sahipliği yapmakta, bu yolla İlçe turizmine büyük katkılar sağlamaktadırlar.

Tarihçe

Kızılcahamam'da yerleşimin ne zaman başladığı bilinmemekle beraber, ilk çağlara kadar uzanmaktadır. İlk önceHititlerin daha sonra da sırasıyla FriglerinLidyalılarınPerslerinGalatların,RomalılarınBizanslıların hakimiyetinde kalmıştır. 1071 Malazgirt Meydan Muharebesinden sonra Türkler Anadolu'nun her bir yerine akınlar yapmaya başlamışlar 1073 yılında Ankara ve civarına gelerek çevreye yayılmışlardır Anadolu'ya gelerek yerleşen Oğuz Türkleri Türk boylarının en soylularındandır.Anadolu'ya yerleşen bugünkü Türklerin atalarını teşkil eden Oğuzların Boz-oklar ve Üç-oklar olmak üzere 24 boya ayrıldıkları,Boz-Ok Boylarının; Kayı, Bayat, Alka-Evli, Kara-Evli, Yazdır, Dodurga, Döğer, Yaparlu, Avşar, Beğdili, Kızık, Karkın. Üç-Ok Boylarının Bayındır,Peçenek,Çavuldur,Çepni,Salur,Eymür,Ala-Yuntlu,Yüreğir,iğdir,Büğdüz,Yuva,Kınık olduğu bilinmektedir. Bu Oğuz Boylarının adlarına Kızılcahamam ilçesinde ve çevresinde çok sık rastlamak mümkündür.Buna göre Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu'ya yerleşen Oğuz Türkleri bugünkü atalarımızın kökenini teşkil etmektedir.1071 Malazgirt Zaferinden sonra Selçuklu Devleti Anadolu'ya akınlar yaparak 1073 yılında Ankara ve civarını ele geçirmişlerdir.Selçuklu Devletinin yıkılmasıyla beyliklerin hüküm sürmesinden sonra 1356 yılında Osmanlı SultanıOrhangazi'nin oğlu Süleyman Paşa tarafından alınan Anklara ve civarları Osmanlıların eline geçmiştir 1356 yılından itibaren Ankara Sancağına bağlı bir kaza olan Yabanabad'ın ilçe merkezi Demirciören köyüdür.1880 yılında ilçe merkezi bugünkü Pazar beldesine nakledilmiş ve 1915 yılına kadar buradan idare edilmiştir.Yol güzergahında olması ve şifalı suların bulunması sebebiyle ilçe merkezi 1915 yılında Pazar beldesinden alınarak Kızılcahamam'a taşınmıştır Ankara yıllıklarında Kızılcahamam ismi Yabanabad olarak geçmektedir eski bir tarihe sahip olan Kızılcahamam için Evliya ÇelebiSeyahatnamesinde;Ongün yaban ovasında gezdik buda Engürü(Ankara)Sancak içinde yüz parça mamur köyü olan Subaşılıktır ve hafta pazarı olan bir ilçedir diyerek bahsetmektedir.

Şifalı Sular

İlçede birçok hastalığa deva olan şifalı sular, İlkçağdan beri kullanılagelmiştir. Başta romatizmal olmak üzere birçok derdine deva arayan hastalar özellikle yazmevsiminde ilçeye gelip 1-2 haftalık sürelerle kalırlar.

Fosil kayıtları

Anadolu'daki ilk insansı kalıntıları Fikret Ozansoy tarafından Kızılcahamam ilçesinde bulunmuş ve bunlara Ankarapithecus meteai adı verilmiştir.[3][4]

Kızılcahamam'da Spor

Kızılcahamamspor, Ankara ilinin yeşil-beyaz renkli köklü ekiplerindendir. Şu anda Spor Toto 2.Lig'de mücadele etmektedir.
Gazi Üni. Kızılcahamam MNT Bayan Futbol Takımı : Kadınlar 1.Liginde mücadele etmektedir.
Kızılcahamam Güreş Takımı :Büyük başarılar yakalayan güreş takımı Atasporumuz güreşi ilçede yaşatıyor. Ayrıca her yıl ilçe festivallerinde geleneksel olarak yağlı güreş müsabakaları yapılmaktadır.

Nüfus

YılToplamŞehirKır
1965[5]42.6495.20237.447
1970[6]36.6456.01730.628
1975[7]36.6867.05029.636
1980[8]35.5138.62026.893
1985[9]32.16210.79621.366
1990[10]34.45612.85621.600
2000[11]33.62316.19517.428
2007[12]25.28816.6558.633
2008[13]25.90016.7679.133
2009[14]25.52216.8108.712
2010[15]25.20316.7268.477
2011[16]24.96616.6058.361
2012[17]24.63516.5048.131
2013[18]26.69426.694-

Ulaşım

Kızılcahamam Ankara’ya79 km uzaklıkta. E,-89 karayolu ve TEM Otoyoluyla 45 dakika. Esenboğa havaalanına ise 1 saat uzaklıkta. İstanbul’a karayolu ile uzaklığı da 350 km.

17 Kasım 2014 Pazartesi

Uyuz Suyu Selalesi Nallihan

Uyuz Suyu Şelalesi Nallıhan
Sarıçalı Dağı zirvesinin kuzey batı tarafına düşen iki dönüme yakın çayırla kaplı düzlük bir alan vardır. Bu düzlüğün yakınından çıkan 36° sıcaklıktaki su çayırlığın ortasından kıvrılarak geçtikten sonra yakınındaki dere yatağına 50-60 m yüksekten akarken oluşan şelale görülmeğe değerdir.
Uyuz olan hayvanların bu suyu içtiklerinde iyi olduklarını fark eden çobanlar bu suya uyuz suyu demişlerdir. Son yıllarda bazı cilt rahatsızlıkları olan insanların da bu suyu denedikleri söylenmektedir.
Çayırlığın ortasında çok yaşlı olduğu sanılan bir kaç tane çam ağacı vardır. Gölgeleri piknik yapmağa elverişlidir. Nallıhan’a yaklaşık 30 km uzaklıkta olan Uyuz Suyuna iki yoldan ulaşabilirsiniz. Ya, Kadıköy Çulhalar üzerinden ya da, Uluhan’a giderken Karcasu’dan saparak gidebilirsiniz.

Yedigoller Hakkinda

Ulaşım

Yedigöller Milli ParkıBatı Karadeniz bölgesinde Bolu ilinin kuzeyinde Zonguldak ilinin güneyinde Düzce ilinin doğusunda yer alan Milli Parka Bolu İli Mengen ilçesinden ulaşım mümkündür. Ayrıca Ankara-İstanbul karayolunun 152inci km’sinden Yeniçağa ve 190 km’sindeki Bolu ilinden kuzeye ayrılan yollarla ulaşılır. Kışın Bolu-Yedigöller güzergahı karla kapalı olduğundan ulaşım sadece Yeniçağa-Mengen-Yazıcık üzerinden yapılır. Her iki yolun da yaklaşık 30 km’lik bölümü stabilizedir.

Milli Park

Batı Karadeniz Bölgesinin oldukça engebeli bir yöresinde bulunan Milli Parkta heyelanın oluşturduğu göller “Orman Denizi” ni andıran zengin bitki örtüsü göllerde yaşayan alabalıklar ve bu değerlerin yarattığı rekreasyon kullanım potansiyeli ana kaynakları oluştururlar. Genellikle yer yapısı serpantinlerden ve volkanik kayaçlardan oluşan sahada zaman zaman göçük yer hareketleri sürüklenmeye hazır arazi yapısı, göllerin meydana gelmesini hazırlayan başlıca faktörlerdir. Göller, kayan kitlelerin, vadilerin önlerini kapaması sonucu arkada suların biriktiği set gölleridir. Bunlardan bazıları dip kaçakları ile birbirine bağlantılıdır.
Milli Parkta hakim bitki örtüsü kayın ağaçlarıdır. Ayrıca meşe, gürgen, kızılağaç, karaçam,sarıçam, köknar, karaağaç, ıhlamur ve porsuk gibi değişik tür ağaçlar da görülmektedir.
Etkili koruma ile Parkın içerisinde ve yakın çevresindeki sahalarda sayıları artan geyik, karaca,ayı, yabani domuz, kurt, tilki ve sincap türleri bulunmaktadır.
Ülkemizde ilk kültür alabalığı üretme istasyonu 1969 yılında bu Milli Parkta kurulmuştur. Dolayısıyla rekreasyonel açıdan olta balıkçılığına kaynak olmuştur. Balıkçıların Abant’tan getirdikleri Alabalık türü, yedigöllerin doğal alabalık çeşitlerinin yumurtalarını yiyerek yok olma noktasına getirmiştir. Ayrıca kampçılık, günübirlik piknik, tabiat içerisinde yürüyüş, fotografçılık ziyaretçilerin uğraşlarıdır.
Yedigöler Milli Parkı içerisindeki Kapankaya manzara seyir yerine çıkıldığında gölleri ve eşsiz peyzaj güzellikleri görmek mümkün olduğu gibi, bu güzergah üzerinde anıt ağaç levhasını da görmek mümkündür. Yol kenarındaki levhanın bulunduğu yerden patika takip edildiğinde anıt ağaç görülebilir. Geyik üretim alanı ziyaret edilebilir.
Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Milli Park içinde kampçılık, günübirlik piknik, yürüyüş, fotoğraf çekimi gibi rekreaktif faaliyetler yapılırken konaklama ve yiyecek ihtiyaçları da tesis edilen dinlenme evleri, kır gazinosu ve kantinden karşılanılabilir.
Milli Parkta çadırla ve karavanla konaklanabildiği gibi, misafirhane ve bungalovlardan da faydalanılabilir.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

bizi takip edin...

ilginizi çekebilir